O gün, Anadolu Üniversitesi'nin bağrında yükselen Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi'ne adımımı attığımda, bir sanat yuvasının içinde olduğumu ilk andan itibaren hissettim.
Mekân, modern çizgileri ve şık tasarımıyla göz dolduruyor, insana bir çeşit estetik zevk sunuyor. Ancak her güzel şeyin bir kusuru vardır ya; buranın da havalandırma sistemi, ne yazık ki, kalabalık zamanlarda içeriye taze hava getirmede yetersiz kalıyor. İnsan, bu durumda hapsolmuş gibi hissediyor.Oturma düzenine gelince, ah, koltuklar... Onlar da ne yazık ki, göze hoş görünen salonun gizli bir kusuru. Aralarında hiç boşluk bırakılmamış sıralar, öyle bir düzende yerleştirilmiş ki, sanki insanın özgürlüğünü kısıtlıyor, bacaklarını uzatma şansı yok. Uzun süre oturmak bir işkenceye dönüşebilir.
Ses düzeni ise bazı durumlarda kulağa hoş geliyor; fakat elektronik aletlerin çıkardığı yüksek sesler, özellikle de elektrogitarın ciğer paralayan nağmeleri, bazen dayanılması güç bir hal alabiliyor.Böyle bir yerde, sanatın ve kültürün izlerini sürmek, elbette ki kıymetli; ancak bu güzelliklerin yanında pratik sorunların gölgesi, hazzı bir nebze olsun azaltıyor.
Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi'nin, bir sanat merkezi olarak estetik yönleriyle büyülediği kadar, kullanışlılık yönlerinde de gelişmeye açık olduğunu söylemek gerek.
Bu ölçekte Eskişehir Anadolu Üniversitesi bünyesinde olabilecek en ideal etkinlik merkezi. Yaklaşık 450 koltuk kapasitesine sahip. Üniversitenin nüfusu goz onune alındığında çok yetersiz. Ama yapılan etkinligin turune gore genel anlamda oldukca yeterli. Ses ve ışık sistemleri çok kaliteli. Biz konferansta led ekran sistemi getirdik. Bu vesileyle projeksiyon kisminin kalitesinden emin değilim.
Programları çok çeşitli. Tek eksiği bir çay kahve içip kadını oturabilecek köşesi yok. Etkinlikler çok güzel. Vasat değil. Öğrencilerin ulaşması çok kolay, kampüs merkezinde güzel bir kültür merkezi.
Değerlendirme Yapın