Edirne
Tarihi Yer
Yeniimaret, 22020 Edirne Merkez/Edirne
Çalışma saati bilinmiyor
Hakkımızda
Bioyla: Yerel işletmeleri keşfedin ve favori mekanlarınız hakkında bilgi alın. Restoranlar, kafeler, alışveriş merkezleri ve daha fazlası için kapsamlı rehberimizle ideal seçimlerinizi yapın. Güncel bilgiler, kullanıcı yorumları ve özel fırsatlar sizi bekliyor
Osmanlı saray yaşamının ihtişamı sadece mimaride, sanatta ya da giyimde değil; aynı zamanda mutfakta da kendini gösterirdi. Bu görkemli geleneğin kalbi ise hiç kuşkusuz Matbah-ı Âmire, yani “Büyük Mutfak”tı. Topkapı Sarayı’nın içinde yer alan bu devasa yapı, sadece yemek yapılan bir yer değil; Osmanlı’nın yemek kültürünün, sosyal yapısının ve hatta yönetim sisteminin bir parçasıydı.
Matbah-ı Âmire, padişahın, saray halkının, devlet görevlilerinin ve zaman zaman yoksulların yemeğinin hazırlandığı, disiplinli ve hiyerarşik bir düzenle işleyen büyük bir mutfak kompleksiydi. Yüzlerce aşçı, kalfa, şekerci, pilavcı, kebapçı, tatlıcı, kahvecibaşı ve çeşitli görevli burada çalışırdı. Bu insanların her biri bir zanaatkâr, bir sanatçıydı adeta. Yemek yalnızca karın doyurmak için değil, gösterişin, zarafetin ve gücün bir sembolü olarak hazırlanırdı.
Bu mutfak, günlük hayatta ortalama 4.000 kişilik yemek çıkarabilecek kapasitedeydi. Bayramlarda, özel törenlerde ya da yabancı elçilerin ağırlandığı günlerde ise bu sayı 10.000’i geçebilirdi. Yemeklerin sadece lezzetli olması yetmezdi; görünüşleri, sunumları ve hatta kokuları bile belirli bir estetik anlayışa göre hazırlanırdı. Örneğin hünkarbeğendi, mutancana, zerde, kuzu dolması gibi yemekler; hem malzeme çeşitliliğiyle hem de hazırlanış tarzıyla Osmanlı mutfağının zarafetini yansıtırdı.
Matbah-ı Âmire, aynı zamanda dönemin tarım, hayvancılık ve deniz ürünleri üretimiyle ilgili bilgi edinmemize de yardımcı olan bir kurumdur. Alınan erzakların kayıt altına alınması, bölgelere göre ürünlerin temin edilmesi ve mevsimsel planlamalar; o dönemin ekonomisi, ticaret yolları ve hatta diplomatik ilişkileri hakkında ipuçları verir.
Burası sadece padişahın sofrasını değil; bir medeniyetin sofra kültürünü inşa etmiştir. Matbah-ı Âmire’de hazırlanan yemekler, zamanla halk mutfağına da sızmış; saraydan çıkan tatlar, Anadolu’nun dört bir yanına yayılmıştır. Bugün Osmanlı mutfağı denildiğinde hâlâ bu gelenekten izler taşıyan sayısız yemek hâlâ sofralarımızda yer bulmaktadır.
Topkapı Sarayı’nı gezerken bu mutfağın büyük bacalarını, kazanlarını, serin erzak depolarını ve ustalıkla düzenlenmiş bölümlerini görmek, ziyaretçilere yalnızca tarihî bir bilgi sunmaz; aynı zamanda bir dönemin yaşam biçimini, sofra anlayışını ve görkemli lezzet dünyasını da gözler önüne serer
Alan Milli Sarayların sorumluluğuna geçmiş. Hummalı bir restorasyon çalışması var ve önümüzdeki 3 sene ziyaretçilere kapalı. (04/24) Güvenlikler bu konuda çok hassas, içeriye kimseyi, hiçbir şartta sokmuyorlar. Ama bitince çok güzel olacağının işaretleri mevcut.
Edirne Yeni Saray (Saray-ı Cedîd-i Âmire)’ın mutfak yapısı olarak bilinen Matbah-ı Amire, Tunca Nehri’nin güneybatı kesiminde, Fatih Köprüsü’nün batı yanında yer almaktadır. II. Mehmed zamanında, 15. y.y. ortalarında inşa edildiği kabul edilen yapı; mimari özellikleri yanı sıra, inşa malzemesi ve tekniği ile de devrinin özelliklerini yansıtmaktadır.
Doğu- batı yönünde uzanan dikdörtgen bir plana sahip olan Matbah-ı Amire, üç bölüm halinde düzenlenmiştir. Doğu- batı yönünde sıralanmış kare planlı ayaklara oturan sivri kemerlerle yapının batı bölümü, kendi içerisinde dört, doğu yanında kalan eş büyüklükteki iki bölüm ise, ikişer kare mekana bölünmüştür. Her bir mekanın üzeri, pandantiflerle geçilen birer kubbe ile örtülmüştür.
Yapının iç mekanlarında tuğla ile yapılmış dört adet dikdörtgen kesitli birer ocak vardır. Bu ocakların devamı niteliğinde, örtüde düzgün kesme taş ile yapılmış bacaları vardır.
İnşasında kaba yonu ve moloz taş ile tuğlanın kullanıldığı yapının kuzey ve güney cephesini boydan boya kat eden; zemini tuğla döşeli, üzeri ise olasılıkla ahşap direklere oturan bir sundurmayla örtülü bir revağın var olduğu, mevcut izlerinden anlaşılmaktadır. Mevcut kalıntılardan iç duvar yüzeylerinin sıvalı olduğu anlaşılan yapıda, herhangi bir süsleme unsuruna rastlanmaz.
Matbah-ı Amire’nin kuzeybatı köşesine bitişik ve 16. yüzyılda yapıldığı düşünülen bir çeşme vardır. Dikdörtgen planlı çeşmenin duvarları düzgün kesme taş, çapraz tonoz örtüsü ise tuğlayla inşa edilmiştir. Çeşmenin kuzey duvarı üzerinde, mihrabiye şeklinde iki niş mevcuttur. Bu nişlerin ortasında, birer musluk yuvası vardır.
Onaylı projesi doğrultusunda 2009 yılında, TBMM’nin maddi desteği ve İstanbul Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün kontrolörlüğünde restorasyon çalışmalarına başlanılan Matbah-ı Amire’de, 2012 yılı itibarıyla çalışmalar devam etmektedir.
Değerlendirme Yapın